30 Kasım 2008 Pazar

BİR FOTOĞRAF YARIŞMASI;)

YABANCI FOTOĞRAF SANATÇILARININ İSTANBUL FOTOĞRAFLARI
VE İSTANBUL İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ


Her şey Les Arts Turcs adlı seyahat acentasının onuncu yılı için bir aktivite yapma fikrinden ortaya çıktı. Kültür turları yapan şirketin sahibi Nurdoğan Şengüler, alternatif bir aktivite olmasını istiyordu. Sonunda İstanbul ile ilgili uluslararası bir fotoğraf yarışması açmaya karar verdi ve flickr.com sitesinde İstanbul fotoğrafları bulunan sanatçılara 8 bine yakın e-mail gönderdi.

Facebook’taki sanatçılara da ulaşmaya çalıştı ama çok fazla e-mail gönderdiği için siteden atıldı. Bazı forumlara da erişimi engellendi. Ama fotoğrafçı Hayrettin Karateke ile oluşturduğu konsept kısa zamanda tuttu. Eylülde başlayan yarışmaya katılma süresi iki buçuk aydı. Sürenin bitiminde sonuç şaşırtıcıydı: Tam 37 ülkeden 196 fotoğraf sanatçısı 950 eserle yarışmaya katılmıştı.

Yarışmacılar İstanbul’da kedileri, günbatımlarını, gemi siluetlerini, denizdeki ışık oyunlarını, satıcıları, çocukları, güvercinleri, kayıkları çekmişlerdi. Modern İstanbul’dan sadece alışveriş merkezlerinden birkaç kare çekmişlerdi. Birinciliği Zulema Jasa (İspanya-Katalonya), ikinciliği Maria Schnabi (Avusturya), üçüncülüğü Catherine Gautier-le-Berre (İsviçre) kazandı. Fotoğraflara bakmak için: www.istanbulphotocontest.com


Katalan genç, fotoğrafına Türkçe ’Hüzün’ adını verdi

Zulema Josa (25)

İspanya’da Barcelona Teknik Üniversitesi’nde mimarlık lisansüstü öğrencisi. Master tezi olarak İstanbul’da, tarihi yarımadadaki hanları çalışıyor. Bu yüzden üç kez gelmiş şehrimize.

Sizdeki fotoğrafımın adı Hüzün. Bildiğiniz Türkçe olarak hüzün yani. Bizim dilimizdeki melankoli tam karşılamıyor bu hali. Bir duruş gibi sanki. Bir kabulleniş hali. Hem keder var, hem acı, hem de rıza. Bu şehir herkesi kucaklayan bir yapıya sahip. Kozmopolit çünkü. Bu da biz yabancıların İstanbul’da kendimizi yabancı gibi hissetmemizi önlüyor. Rüyalarımda İstanbul’a geri döndüğümü görüyorum. İstanbul benim için kaybedilmiş bir aşk gibi. İmkansız bir aşk. Bu aşkın cevabı İstanbul’un melonkolisinde, tarihinde, duvarlarında, kubbelerinde, ışığında, onun yüzlerinde ve denizinde gizli... Fotoğraf için bir de şiir yazdım:

Tramvayın tıkırtısı içinde, sessiz hüznümü ısıttı güneş camın ötesinden.

Ardında zamanın duvarlarını bırakan köprünün üstünden geçerken sabır ve varoluşun kabullenişi arasında.

Denizi izlerken hiçbir yerin çokluğunu atıl bekleyen varoluş...

Hüzün, imkansızlığın güzelliği, ruhun derinliklerine dokunur...

Sokakta portakal sıkan adamları çok sevdim, sakın kaldırmayın onları

Catherine Gautier-le-Berre (32)

İsviçreli avukat, Cenevre’de büyük bir bankanın hukuk bürosunda çalışıyor.

Geçen yıl Paskalya’da İstanbul’a geldim. Fener ve Balat semtleriyle Haliç civarını çok sevdim. Ortadoğu ülkelerinin çoğunda bulundum ve önemli kentleri fotoğrafladım. İşim çok stresli. Fotoğraf çekmek bana oksijen sağlıyor. İstanbul’da sokak satıcılarını çok sevdim, özellikle de sokakta portakal sıkan adamları. Sakın kaldırmayın onları. Simitçiler, poğaçacılar, portakalcılar, kokoreççiler hep kalsın.

Sütlüce-Eyüp arasındaki kayıkları kaybetmeyin

Vladimir Dimitroff

Bulgar iletişim uzmanı

Avea’nın danışmanı Vladimir Dimitroff da yarışmaya katıldı. Bir İstanbul tutkunu olan Dimitroff, çektiği karelerin üzerinde daha sonra oynuyor, empresyonist tablolara benzetiyor. Yarışmada jüri, Dimitrof’un çalışmalarını doğal ışıklarla fazla oynandığı için değerlendirme dışı bıraktı ama eserleri 1001 Direk Sarnıcı’nda sergilenecek. Şöyle diyor:

"21. yüzyıl fotoğraf açısından demokratik bir asır. Fotoğraf teknolojisi ucuzladı, cep telefonları kaliteli fotoğraf çeker hale geldi. Bu nedenle artık herkes dünyaya farklı bakacak. Eğer 10 milyon turist getirmeyi hedefliyorsanız bunların yüzde 80’i fotoğraf çekecektir. Bu karelere ulaştığınızda, insanların nelere dikkat kesildiğini göreceksiniz. Birçok insanda İstanbul fotoğrafları gördüm. Sisleriyle, tepelerin üstündeki anıtsal binaların siluetleriyle, Haliç’te salınan küçük sandallarıyla (Sütlüce ile Eyüp arasındaki kayıkları aman kaybetmeyesiniz) ilgileniyor bu insanlar. Mezarlıklar, Mevlevihaneler, kiliseler, sinagoglar, ayazmalar ve türbeler biz yabancıları büyülüyor."

Kaynak: Hürriyet Pazar

28 Kasım 2008 Cuma

DOĞA FOTOĞRAFLARI








Netten alıntıdır...

15 Kasım 2008 Cumartesi

KELEBEKLER VE BİTKİLERİN UYUMU!

SEVGİLİ ARKADAŞLAR,
GÜZEL BİR HAFTASONU DİLEĞİYLE.


KELEBEKLERİN DOĞADAKİ PAYLAŞIMINI ÇOK GÜZEL GÖSTEREN FOTOĞRAFLAR.
YAŞAM KELEBEKLER GİBİ ÖZGÜR VE GÖNLÜNÜZE GÖRE GEÇSİN DİLERİM...
L.G.E









BU GÜNÜN FOTOĞRAFLARI NETTEN ALINTIDIR.

9 Kasım 2008 Pazar

İZİNDEYİZ...





Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıkların arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli sonuçları kalpleri doldurur. 1937 (Atatürk'ten B.H., s. 6, 128)

Pekâlâ bilirsiniz ki benim bütün yaşamımda bu ana kadar güttüğüm amaç, hiçbir zaman kişisel olmamıştır. Her ne düşünmüş ve her neye girişmiş isem, daima memleketin, milletin ve ordunun adına ve çıkarına olmuştur. Hiçbir zaman şahsımın üstünlüğünü ve sivrilmemi göz önüne almamışımdır.
1914 (Atatürk'ün Özel Mektupları, Sadi Borak, s. 40)

Atatürk ve kutsal tutku
Çevresindekilere söylediği bir söz :
Beni övme sözlerini bırakınız; gelecek için neler yapacağız, Onları Söyleyin!
(Afetinan, Atatürk'ün BUM., s. 37)

Ben başkalarının yaptığı ilkelere değil, ancak kendi ilkelerime uyarım.

Benim gözümde hiçbir şey yoktur; ben yalnız liyakat âşığıyım.


Hiçbir zaman kişisel gücenikliklerimi, birtakım olumsuz girişimlerle tatmine kalkmak adîliğine tenezzül etmem.

Samimî dostlarımız, sevdikleri tarafından bir işkenceye
mahkûmdurlar ve bu işkence de sevdiklerinin dertlerini dinlemektir.


Düşmanları için söylemiştir:
Ben onları affederim, çünkü kalbim vardır; onlar beni affetmezler, çünkü kalpsizdirler.

Mutlu olup olmadığı sorusuna verdiği cevap: Evet, çünkü başardım!


Benim herkesin dışında olduğuma dair bir yasa yoktur.


Ben ölürsem soylu milletimizin beraber yürüdüğümüz yoldan asla ayrılmayacağına eminim; bununla gönlüm rahat!


Beni, milletim nereye isterse oraya gömsün; fakat, benim anılarımın yaşayacağı yer Çankaya olacaktır.

1 Kasım 2008 Cumartesi

SONBAHAR RENKLERİ

SEVGİLİ ARKADAŞLAR,
İSTANBULDA SONBAHARI HER ZAMAN SEVDİM.
HAZAN MEVSİMİDİR SONBAHAR, ANCAK GÜZEL RENKLER CANLANDIRIR SONBAHARI İSTANBULDA.

L.G.E

OKUL YOLUNDAN YENİ SONBAHAR YAPRAKLARI






SoBe


Sevgili Mehpare http://sairane74.blogspot.com/ dan cbox’ta bir mesaj “sevgili arkadaşım beni sobelemişler ben de seni sobeliyorum. lütfen bloğuma uğrarmısın...Merakla bekliyorum” okudum "Aaaaaaaaaaaaaaaa!" dedim ama bu blog oyunları ciddi bir görev gibi geliyor ve keyif veriyor;) eee ! hadi ödev başına geçelim bakalım.
SoBe ‘nin konusuna gelince, “ Evde Nefret Ettiğimiz İşler ”…
Neden “Nefret” ??? kelime olarak negatif bir kelime. Sevdiğimiz yada sevmediğimiz işler olsa nasıl olurdu?.
Görev görevdir arkadaşlar.

Ben genelde hanımların nefret ettiği bulaşık yıkamak-çamaşır yıkamak-ütü yapmak gibi ev işlerinden nefret etmem! Günümüzde bu işleri kolaylaştıran imkanlara sahibiz. Sadece geçirdiğim ameliyatlar nedeniyle bedenimi ve kolumu yormamam gerektiğinden, dikkatle aşırıya kaçmadan zorunlu olduğu kadar yaparım. TEMİZLİK YAPMAYI hiç ama hiç sevmem. Evde ve yaşanılan her yerde DAĞINIKLIK VE DÜZENSİZLİĞİ sevmem!

Evde temizlik yapıldığı gün ben okuldan gelip dış kapıdan girdiğimde hemen yeri değişen herşeyi görür düzeltirim.
Ortak kullanım alanlarında herkesin aynı özeni göstermemesinden son derece rahatsız olurum. Evinde titiz olan isanlar ne yazık ki! Ortak kullanım alanlarına yeterli özen göstermezler! Dilerim, ortak kullanım alanlarında birbirimizin hakkına saygı gösterelim, gözleri ve gönülleri rahatsız etmeyelim.
Mehparecğim, ben erkek arkadaşlarımızın evde nefret ettiği işleri bilmek istiyorum ve onları SoBeliyorum.
Komşum, meslekdaşım http://fikrasevenlere.blogspot.com/
Bu ara bizlere uğramaya arkadaşım http://www.kozanay.com/
Paylaşımlarda buluştuğumuz Kaptan http://iismaill.blogcu.com/
Keyifle müzik dinleten arkadaşım http://musicmekan.blogspot.com/
Sağlıkla aramıza dönmesini dilediğim http://www.sukruyilmaz.net/blog/
"Hoşgeldiniz" demek istediğim arkadaşım http://hasanyoruk.blogspot.com/
Nerelerdesiniz? Ayberoz http://www.forumdosthane.com/

Blog Widget by LinkWithin
Technorati Profile